PEN Academic Publishing   |  ISSN: 1309-0682

Cilt 13 Sayı 29 (Eylül 2019)

Orjinal Araştırma Makaleleri

Lise Öğrenci ve Öğretmenlerinin Kahoot Kullanımına İlişkin Görüşleri   

Gülçin Saraçoğlu

ss. 1 - 19   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.1

Özet

Bu araştırmada lise öğrenci ve öğretmenlerinin kahoot uygulaması ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından açımlayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Öncelikle nicel verilere ulaşılmış, nicel veriler doğrultusunda nitel veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel kısmına 201 öğrenci, nitel kısmına ise 24 öğrenci ile 3 öğretmen katılmıştır. Nicel verileri toplamak amacıyla anket, nitel verileri toplamak amacıyla öğretmen ve öğrencilere yönelik ayrı ayrı yarı yapılandırılmış görüşme formu araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda lise öğrencilerinin kahoot’u çok sevdikleri ve eğlenceli buldukları, cevapların sonucunu hemen görmekten mutlu oldukları, kahoot uygulamasının soru ve cevapları hatırlamada katkısı olduğu, ancak cevapları arkadaşlarının görmesinden kısmen rahatsız oldukları ve ders çalışmalarını destekleyen bir uygulama olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin kahoot’u eğitim ortamı açısından verimli ve etkili buldukları ancak ön hazırlıkların zaman alıcı olduğu, ayrıntılı raporlama sürecini etkili kullanmadıkları tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan hareketle kahoot ile ilgili araştırmaların deneysel ve nitel çalışmalarla desteklenmesi önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Anahtar kelimeler: Kahoot, lise öğrencileri, öğrenci katılımı

Değer Aktarma Yaklaşımına Göre Hayat Bilgisi Dersinde Sorumluluk Eğitimi 

Fehmi Demir & Feridun Merter

ss. 20 - 38   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.2

Özet

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü sınıflar için hazırlanan Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programında, her ne kadar öğrencilere kazandırılacak değerler açık olarak belirlenmişse de bu değerlerin nasıl kazandırılacağı ve kazanılıp kazanılmadığının nasıl ölçülüp değerlendirileceği ile ilgili herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Ayrıca değerler eğitiminin etkili bir şekilde verilmediği birçok araştırmacı tarafından tespit edilmiştir. Değerlerin Hayat Bilgisi dersinde doğrudan öğretilmesi durumunda değer kazanımının olumlu yönde etkilenebileceği düşünülmüştür. Bu kapsamda araştırmanın amacı Hayat Bilgisi Dersinde sorumluluk değerini kazandırmada değer aktarma yaklaşımının nasıl bir değişim gösterdiğini ortaya koymaktır. Bunun için öğrenci sorumlulukları, yaklaşımın basamaklarına uygun olarak ünite kazanımları ile ilişkilendirilmiştir. Bu bütünleştirmeye ait ders planları, ikinci sınıf Hayat Bilgisi dersi ikinci ünite süresince çalışma grubuna uygulanmıştır. Araştırma, karma araştırma desenlerinden yakınsayan paralel desen olarak tasarlanmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik durum örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2017–2018 eğitim öğretim yılında Batman il Merkezindeki bir ilkokulun ikinci sınıfına devam eden bir şubedeki öğrencilerdir. Veri toplama araçları olarak Açık Uçlu Soru Formu ve Sorumluluk Kazanım Testi kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde, nicel ve nitel analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre uygulamanın yapıldığı şubedeki öğrencilerin belirlenen sorumlulukları kazandıkları ve değerlerin doğrudan kazandırılmasına dayanan değer aktarma yaklaşımının öğrencilere ailevi ve kişisel sorumlulukları kazandırmada olumlu yönde bir değişim gösterdiği tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Hayat Bilgisi dersi, sorumluluk değeri, değerler eğitimi, değer aktarma yaklaşımı

Okul Öncesi Öğretmenlerinin Örgütsel Mutluluğu ile İş Tatminleri ve Örgütsel Bağlılıkları Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi

Tevfik Uzun & Oğuz Serdar Kesicioğlu

ss. 39 - 52   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.3

Özet

Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin örgütsel mutlulukları ile iş tatminleri ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkilerin incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Giresun İl Merkezinde MEB’e bağlı devlet okullarında çalışan 112 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada İş Tatmini Ölçeği, örgütsel Mutluluk Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik yöntemlerinden yararlanılmış, korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca, ölçekler için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Değişkenler arasında çoklu bağlantı problemi olup olmadığını incelemek üzere değişkenler arasında ikili korelasyonlar incelenmiş, ilişkilerin çoklu bağlantı problemi oluşturacak kadar yüksek değerlere sahip olmadığı görülmüştür.  Araştırma sonucunda, öğretmenlerin iş tatminleri ile örgütsel mutlulukları arasında pozitif bir ilişki bulunduğu, öğretmenlerin iş tatminleri örgütsel mutluluklarını pozitif olarak yordadığı ve öğretmenlerin örgütsel mutlulukları ile örgütsel bağlılık arasında pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Okul öncesi, örgütsel mutluluk, iş tatmin, örgütsel bağlılık

Veli Katılımı Hakkında Sınıf Öğretmenleri Ne Düşünüyor? Fenomenolojik Bir Çalışma

Mehmet Hilmi Koç

ss. 53 - 74   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.4

Özet

Bu çalışmada, ilkokullarda görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin veli katılımına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Örneklem türü olarak amaçlı örnekleme yöntemi seçilmiştir. Çalışma grubunu İstanbul’daki ilkokullarda görev yapmakta olan 20 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak görüşmeden yararlanılmış ve bu doğrultuda yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Yapılan görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin veli katılımını oldukça önemsedikleri söylenebilir. Veli katılımı ev ve okul temelli olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ev temelli veli katılımı, çocuğunun eğitim sürecine destek olmak için velinin ev ortamında yaptığı çalışmalardır.  Velinin okul ortamında çocuğunun başarısının artması için okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve diğer veliler ile yaptığı çalışmalar okul temelli veli katılımı kapsamına girmektedir. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin büyük çoğunluğu velinin ev temelli katılımını önemli bulurken okul temelli katılımını ise sınırlandırmaya çalıştıkları tespit edilmiştir.  Velilerin katılım göstermeme nedenleri veliden kaynaklı, öğretmenden kaynaklı, okuldan kaynaklı ve sistemden kaynaklı nedenler şeklinde dört grupta ele alınmıştır. Araştırmanın bulgularına göre veli katılımını artırmak için yapılan veli eğitimlerinin faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle veli katılımına artırmaya yönelik okulun türü ve seviyesine uygun veli eğitimleri düzenlenmesi önerilebilir. Ayrıca öğretmenlerin veli katılımını artırmak için yapacağı çalışmalara vakit ayırabilmesini sağlayacak önlemler alınmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Veli katılımı, ev temelli, okul temelli, veli eğitimi, sınıf öğretmeni

A crash course to improve punctuation skills of undergraduate students

Cüneyt Demir

ss. 75 - 98   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.5

Özet

Punctuation has always been a consideration in writing. In spite of its importance, it does not hold up a secure place in courses. Courses neither on grammar nor vocabulary allocate a place for the teaching of punctuation, and learning of it is expected to occur implicitly. This study aims to increase students and instructors’ awareness towards the importance of punctuation and teaching of it explicitly. In line with that, twenty students studying at the department of written translation, where punctuation is of great importance, were chosen, and the most problematic three punctuation marks were detected. Having detected them, the researcher applied a 3-weeks crash course programme in order to eliminate punctuation errors in students’ writing. The results showed that there is a statistically significant difference between pre-tests and post-tests in terms of lowering erroneous use of punctuation. Accordingly, this study suggests that explicit teaching of punctuation increases students’ awareness regarding the correct use of punctuation and the importance of it in writing. Therefore, instructors at translation departments should allocate a place in their course schedules. At the very end, this study submitted its own 5-days long crash course programme on the most problematic punctuation marks that had been found from the data through analyses.           

Anahtar Kelimeler: Punctuation; marks; improve; learning; translation

Sınıf Öğretmen Adaylarının Eleştirel Düşünme Eğilimlerini İnceleyen Çalışmalara Ait İçerik Analizi

Eser Ültay, Ümmügülsüm Durnacı & Neslihan Ültay

ss. 99 - 120   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.6

Özet

Dünyanın sürekli değişim halinde olması her alanda olduğu gibi eğitim alanında da değişimi zorunlu hale getirmiştir. Eğitim sisteminin değişimi ve nitelikli insan gücü ihtiyacının karşılanması için bilgiyi sorgulayan bireylere ihtiyaç duyulmuştur. Gelişmiş bir toplum olabilmenin yolu, problemleri çözmede ya da herhangi bir konuda karar vermede bilgiyi eleştirel bir biçimde kullanabilen bireylerden geçmektedir. Bu araştırma sınıf öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimlerini araştıran çalışmaların sınırlılıklar dâhilinde seçilmesini ve belirli kategorilere ayırıp derinlemesine incelenmesini amaçlayan bir içerik analizi çalışmasıdır. Çalışma bazı kriterlerle sınırlandırıldıktan sonra 33 çalışma üzerinde araştırma yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan çalışmaların daha rahat analiz edebilmesi için incelenen her bir çalışma Ç1, Ç2, …, Ç33 şeklinde kodlanmış ve araştırmada bu kodlar kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan her bir çalışma amaç, gerekçe, yöntem, veri toplama araçları, güvenirlik ve geçerliği sağlamaya yönelik önlemler, sonuçlar ve önerilerine ilişkin bilgiler kategorileri altında toplanmıştır. Elde edilen veriler uygun kategorilere yerleştirilmeden önce benzerlik ve farklılıklarına göre gruplara ayrılmış, veriler grafik ya da tablolar halinde sunulmuştur. Kategoriler altında gruplandırılan verilerin frekans dağılımı belirtilmiştir. Sonuçları daha anlaşılır kılmak için her bir tablonun ve grafiğin altına açıklamalar yapılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, içerik analizi, sınıf öğretmeni adayları

The Attitudes of Prospective Teachers to “Curriculum Development and Instruction” Course (Gazi University Faculty of Education Sample)

Pınar Bilasa

ss. 121 - 137   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.7

Özet

The aim of this study is to determine the attidues of the students of Gazi Faculty of Education in Gazi University to Curriculum Development and Instruction (CDI) course. The research was designed based on survey model. The target population of the study consists of 65 prospective teachers studying in the department of Biology, Physics, Chemistry, Mathematics Education, Turkish Language and Literature in Gazi Faculty of Education in Gazi University in the spring term of 2018-2019 academic year. In the research, “Attitude Scale for Curriculum Development and Instruction Course”, which had been developed by Oğuz in 2012, and included 30 items and 3 subdimensions (contradiction, interest and appreciation) was used. In data analysis, frequency, percentage, Kolmogorov-Smirnov Z Test, Shapiro-Wilk Test, median, arithmetic mean, independent samples t-test, Kruskall Wallis H test, Mann Whitney U Test were used. In the result of the study, it was seen that all the prospective teachers had medium-level attitude to CDI course. Moreover, it was determined that the prospective teachers highly appreciated the course and were interested in it in a medium level although they had medium contradiction attitude to the course. On the issue of what can be done so as to enable prospective teachers to have high-level positive attitudes to CDI course, opinions of prospective teachers and instructors can be received.

Anahtar Kelimeler: Faculty of Education, curriculum development course, attiude.

Eğitim Fakültesi Öğrencileri ile Diğer Fakültelerdeki Öğrencilerin Siber Güvenlik Farkındalıklarının Karşılaştırılması

Ali Semerci

ss. 138 - 156   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.8

Özet

Siber ortamlar hayatı ilgilendiren her alanda gerçek hayata kıyasla daha fazla kolaylık, konfor ve kazanç sağlamakla birlikte bazı tehlikeleri beraberinde getirmektedir. Farklı gerekçelerle zamanlarının önemli bölümünü bu ortamlarda geçiren kullanıcıların bu tehlikelere yönelik farkındalık düzeylerinin düşük olması, çoğu zaman ciddi mağduriyetler yaşanmasına neden olmaktadır. Bu araştırmada eğitim fakültesi öğrencileriyle diğer fakültelerde öğrenime devam eden üniversite öğrencilerinin kişisel siber güvenlik farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu 2018-2019 öğretim yılında üç farklı devlet üniversitesinde öğrenim gören 448 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, anket formu ve “Kişisel Siber Güvenliği Sağlama Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Araştırma bulguları katılımcıların kişisel siber güvenlik sağlama davranışlarının yeterli düzeyde olduğu, eğitim fakültelerinin farklı programlarında eğitime devam eden öğretmen adaylarının siber güvenlik farkındalık düzeylerinin diğer fakültelerdeki öğrencilere oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin siber güvenlik farkındalık düzeyleriyle cinsiyet, sınıf düzeyi ve günlük internet kullanma süreleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. 

Anahtar Kelimeler: Siber güvenlik, siber güvenlik farkındalığı, üniversite öğrencileri, öğretmen adayları.

Ömer Seyfettin Hikâyelerinin Sosyal Bilgiler Öğretim Programında Yer Alan Değerleri Aktarmadaki İşlevi

İrem Namlı Altıntaş, Hüseyin Mertol & Ömer Çelikkol

ss. 157 - 171   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.9

Özet

Bu araştırmada 6 ve 7. sınıf sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerlerden hangilerinin Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde hangi sıklıkla verilmeye çalışıldığı ve Ömer Seyfettin’in bu değerleri nasıl aktardığı analiz edilmeye çalışılmıştır. Doküman analizi ve içerik analizi yöntemlerinin kullanıldığı bu araştırmanın verileri Ömer Seyfettin’in yazdığı on beş adet hikâyeden elde edilmiştir. Analizlerin sonucunda Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde aktarmaya çalıştığı değerlerin sosyal bilgiler 6-7. sınıf öğretim programındaki değerlerle örtüştüğü ve Ömer Seyfettin’in özellikle Osmanlı Devleti’nin son döneminde ve Millî Mücadele yıllarında Türk halkını özellikle de Türk gençliğini bilinçlendirmek için hikâyelerinde yer verdiği değerlerin 21. yüzyılın nitelikli gençlerini yetiştirmek için oluşturulan öğretim programlarında da yer aldığı ve bu değerlerin genç bireylere kazandırılmasının önemi ortaya çıkmaktadır.  

Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Değer, Hikâye, Aktarım

İlkokul Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Problem Kurma ve Çözme Becerileri İle Akademik Benlik Durumları

Yasemin Deringöl

ss. 172 - 187   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.10

Özet

Bu araştırma, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin problem kurma ve çözme durumları ile akademik benlik durumlarının belirlenmesi ve farklı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmış olan tarama modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen “Problem Kurma ve Problem Çözme Etkinlik Kâğıtları” ve Brookover ve diğerleri (1964) tarafından geliştirilen ve Senemoğlu (1989) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Akademik Benlik Kavramı Ölçeği” ile toplanmıştır. Tarama modeli ile yürütülen bu araştırmanın verileri SPSS 16 ile analiz edilmiştir. Araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin akademik benlik durumları yüksek; ‘Yeniden Problem Kurmada’ orta düzeyde, ‘Matematik Dilini Kullanma’, ‘Dilbilgisi Kurallarına Uyma’ ve ‘Yaratıcılık’ta yüksek düzeyde, ‘Problemi Anlama’, ‘Plan Yapma’, ‘Sonuca Ulaşma’ ve ‘Yeniden Problem Kurmada’ orta düzeyde puanlar aldıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin matematik dersi notları ile akademik benlik kavramları, problem kurma ve problem çözmeleri arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu da araştırma sonuçları arasında yer almaktadır.

Anahtar Kelimeler: Matematik, ilkokul, Problem kurma, problem çözme, akademik benlik kavramı

Müzik Öğretmeni Adaylarının Çalgı Metodlarından Beklentileri

Demet Girgin

ss. 188 - 201   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.11

Özet

Bu araştırmada, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından beklentilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 öğretim yılında XX Müzik Eğitimi Anabilim Dalı’nda 1., 2., 3. ve 4. sınıflarda eğitim gören 57 müzik öğretmeni adayı oluşturmuştur.  Araştırmaya katılan müzik öğretmeni adaylarının  % 49’u bayan, % 51’i erkektir. Araştırma  temel nitel araştırma desenindedir. Araştırmada  verilerin toplanmasında yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla müzik öğretmeni adaylarına “ size göre çalgı metodları hangi özelliklere sahip olmalıdır?” sorusu yöneltilmiştir. Müzik öğretmeni adaylarının verdikleri cevaplar doğrultusunda; müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından yöntem  ile ilgili beklentileri, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından içerikle ilgili beklentileri, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından teknik ile ilgili beklentileri, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından değerlendirme ile ilgili beklentileri, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından teknolojik destek ile ilgili beklentileri, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından görsellikle ilgili beklentileri, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından duyuşsal beklentileri olmak üzere yedi kategori oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda, müzik öğretmeni adaylarının çalgı metodlarından beklentilerinin nedenleri üzerinde tartışılmış ve öneriler getirilmiştir.  Çalışmanın müzik öğretmeni adaylarının beklentilerine uygun çalgı metodlarının geliştirilmesine ışık tutacağı ve müzik öğretmeni adaylarına yönelik çalgı eğitimindeki niteliğin artırılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Müzik öğretmeni adayı, müzik eğitimi, çalgı eğitimi, metod

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Güvenli Laboratuvar Kullanımını Gerçekleştirme Amaçlarının Planlanmış Davranış Teorisiyle Belirlenmesi

Halil İbrahim Akıllı & Cemil Aydoğdu

ss. 202 - 227   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.12

Özet

Bu çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmen adaylarının Planlanmış Davranış Teorisini kullanarak, laboratuvarı güvenli kullanma konusundaki davranış amaçlarını incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada, araştırmacı tarafından Planlanmış Davranış Teorisi’nin öngördüğü şekilde ve ölçek geliştirme basamakları dikkate alınarak “Güvenli Laboratuvar Kullanımını Gerçekleştirme Ölçeği” geliştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye’nin 5 bölgesinden 1087 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmaktadır. Verilerin analizi için SPSS 21 ve AMOS 23 programları kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler yapısal eşitlik modellemesi ile değerlendirilmiştir.  Ölçeğin tümü için Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı.961’tir. Araştırma sonucunda, fen bilimleri öğretmen adaylarının “Davranış Amacını” açıklamada “Algılanan Davranış Kontrolü”, “Davranışa Yönelik Tutum” ve “Öznel Norm”  faktörlerinin etkili olduğu belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Laboratuvar kullanımı, Laboratuvar güvenliği, Planlanmış Davranış Teorisi, Laboratuvar kazaları, Yapısal eşitlik modellemesi, Öğretmen Adayları

Denetim Modelleri: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması

Mustafa Özgenel & Ayşe Yılmaz

ss. 228 - 251   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.13

Özet

Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin denetim modellerine ilişkin tutumlarını belirlemek için geçerli ve güvenilir Likert türü bir ölçme aracı geliştirmek ve elde edilen veriler ışığında ölçme aracını tanıtmaktır. Araştırmada İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Anadolu ve Avrupa Yakasında devlet okullarında görev yapan 3 farklı çalışma grubundan veri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde; verilerin normallik dağıldığı, Bartlett Küresellik Testi ve Kaiser-Meyer-Olkin Testi değerlerinin faktör analizine uygun olduğu görülmüştür. Açımlayıcı faktör analizleri sonucunda 25 maddelik ve 5 faktörlü yapı elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu tespit edilmiştir  (χ²/sd=1.838; CFI=.930; RMSEA=.058; RMR=.031; SRMR=.048). Yapılan analizlerde ölçeğin güvenirliği incelendiğinde Sanatsal Denetim güvenirlik katsayısı 0.86, Klinik Denetim Modeli güvenirlik katsayısı 0.80, Gelişimsel Denetim Modeli güvenirlik katsayısı 0.77, Farklılaştırılmış Denetim Modeli güvenirlik katsayısı 0.81, Bilimsel Denetim Modeli güvenirlik katsayısı 0.66 ve genel güvenirlik katsayısı 0.86 olarak hesaplanmıştır. %27’lik alt-üst bağımsız gruplar t testi sonucunda faktörlerin ayırt edici olduğu saptanmıştır. Test-tekrar test uygulama sonucunda, denetim modellerinin korelasyon katsayıları anlamlı bulunmuştur (p<.01). Bulgular sonucunda 5 alt boyuttan oluşan 5’li Likert tipinde hazırlanan “Denetim Modelleri Ölçeği” olarak adlandırılan ölçeğin,  geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Denetim, Teftiş, Denetim modelleri, Ölçek geliştirme

K-12 Düzeyindeki Çocukların Dijital Oyun Oynama Süreçlerine İlişkin Ebeveyn Görüşleri: Nitel Bir Çalışma

Şenay Kocakoyun Aydoğan & Zafer Güney

ss. 252 - 274   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.14

Özet

Bu araştırmanın amacı; K-12 düzeyindeki çocukların dijital oyun oynama süreçlerine ilişkin ebeveyn görüşlerini belirlemektir. Bu amaca yönelik ebeveynlere çocuklarının oyun oynama süreçleriyle ilgili açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 6-14 yaş çocuğa sahip ve İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesi’ne devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmaya 8 kadın 4 erkek olmak üzere toplam 12 ebeveyn gönüllü katılım sağlamıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gönüllü ebeveynler ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre dijital oyun oynayan ebeveynlerin, çocuklarının oyun oynama süreçlerini kontrol edebildikleri belirlenmiştir. Çocukların büyük bir çoğunluğunun günde en az 1-2 saat dijital oyun oynadıkları ve bu sürelerin aileler tarafından belirlendiği ortaya çıkmıştır. Hiç oyun oynamayan çocukların da aileleri izin vermediği için oynamadıkları ortaya çıkmıştır. Teknolojinin, aile hayatını olumsuz etkilediğini belirten ebeveynler, çocuklarına interneti süreli kullandırdıklarını, çocuklarını sanal ortamdan uzak tutmaya çalıştıklarını, teknolojinin çocuklarını sosyal hayattan uzaklaştırdığını, çocuklarının oyundan sonra agresif olduklarını, kontrol edilmezlerse oyun bağımlısı gibi davrandıklarını, kişiliklerinin oyun oynarken değiştiğini belirtmişlerdir. Çocuklarının genelde yaratıcı ve zeka oyunlarını tercih ettiklerinde mutlu oldukları, savaş oyunlarında stresli ve sinirli oldukları, ödüllü oyunları pek tercih etmedikleri ve tepkilerinin oyuna göre değiştiği belirlenmiştir. Aynı zamanda bu çocukların oyun oynadıktan sonra daha mülayim olduğu belirlenirken aslında çocukların oyun oynamadığı her an daha agresif olduğu ortaya çıkmıştır. Oyun oynamasına izin verilmeyen çocuğunun derslerine karşı çok fazla meraklı olduğu, el becerisi ve teknolojiyle bağlantılı olan derslere daha ilgi duyduğu, rutin şeyleri tercih etmeyip düzen bozduğu belirlenmiştir.  Çocukların bildikleri şeyleri tekrar etmek istemedikleri, tekrar edilen derslerden memnuniyetsiz oldukları, derslerin çocuğu heyecanlandırmadığı, ödev yaparken sıkıldıkları, derslerine sadece sınıfı geçmek için çalıştıkları belirlenmiştir.  Ebeveynler çocuklarını sosyal bir çocuk olarak tanımlamışlardır. Çocukların açık sözlü olduğu, yanlış olan durumu öğretmenine açık bir dilde söylediği belirlenmiştir. Henüz bilgisayar oyunu oynamasına izin verilmeyen çocuğun çevresine karşılı ilgili olduğu ve gözlem yeteneğinin de yüksek olduğu belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Dijital oyun, çocuk, ebeveyn, görüş, nitel araştırma

Okul Yöneticilerinin Öznel İyi Oluş Düzeylerinin Farklı Değişkenler Bakımından İncelenmesi: Kastamonu İli Örneği

Hüseyin Yolcu & Hamit Bakar

ss. 275 - 295   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.15

Özet

Bu araştırmada, okul yöneticilerinin öznel iyi oluş (ÖİO) düzeylerinin farklı değişkenler (demografik, mesleki, okul ve sosyo-kültürel) bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Kastamonu il merkezi ve ilçelerindeki kamu ilkokul, ortaokul ve liselerinde görev yapmakta olan okul yöneticileridir. Araştırmanın örneklemeni ise tesadüfi örnekleme yöntemlerinden basit tesadüfi örneklem yöntemine uygun olarak belirlenen 183 okul yönetici oluşturmaktadır. Veriler, anket formu ve Tuzgöl-Dost (2005) tarafından geliştirilen “Öznel İyi Oluş Ölçeği” kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın verilerinin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerinin yanı sıra “Bağımsız Gruplar İçin t Testi Analizi” ve “Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)” uygulanmıştır. Okul yöneticilerinin ÖİO düzeyleri demografik ve mesleki değişkenler göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte, okul yöneticilerinin ÖİO düzeylerinin okulla ilgili değişkenlerden okulun öğretim türü, sosyo-kültürel değişkenlerden de spor yapma durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Okul iklimi ile okul yöneticilerinin ÖİO düzeyleri arasında ilişkiyi ortaya koyan araştırmaların yapılması gerektiği önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Öznel iyi oluş, okul yöneticisi, pozitif psikoloji

Öğretmen Adaylarının Uzamsal Yetenek ve Uzamsal Yetenek Öz-Değerlendirmeleri Arasındaki İlişki

Neşe Dokumacı Sütçü

ss. 296 - 315   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.16

Özet

Bu araştırmada, öğretmen adaylarının uzamsal yetenek ve uzamsal yetenek öz-değerlendirme düzeylerinin incelenmesi; "cinsiyet" ve "anabilim dalı" değişkenlerinin tek tek ve ortak etkileri açısından değerlendirilmesi ve arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Betimsel ve ilişkisel araştırma deseninde tasarlanan araştırma, 302 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler “Uzamsal Yetenek Testi” ve “Uzamsal Yetenek Öz-Değerlendirme Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, İki Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelâsyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada, öğretmen adaylarının uzamsal yetenek puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu; cinsiyet değişkeninin öğretmen adaylarının uzamsal yetenek puan ortalamaları üzerinde temel etkisi anlamlı bulunmasına rağmen anabilim dalı değişkeninin uzamsal yetenek puan ortalamaları üzerinde temel etkisi ve cinsiyet ile anabilim dalı değişkenlerinin uzamsal yetenek puan ortalamaları üzerinde ortak etkisi anlamlı bulunmamıştır. Bununla birlikte, öğretmen adaylarının uzamsal yetenek öz-değerlendirme puan ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu; cinsiyet ve anabilim dalı değişkenlerinin öğretmen adaylarının uzamsal yetenek puan ortalamaları üzerinde temel etkileri anlamlı olmasına rağmen cinsiyet ile anabilim dalı değişkenlerinin uzamsal yetenek öz-değerlendirme puan ortalamaları üzerinde ortak etkisi anlamlı bulunmamıştır. Dahası, öğretmen adaylarının uzamsal yetenekleri ile uzamsal yetenek öz-değerlendirmeleri arasında pozitif, anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir.

 

Anahtar Kelimeler: Uzamsal yetenek, uzamsal yetenek öz-değerlendirme, öğretmen adayları

Değerler Eğitimine İlişkin Sınıf Öğretmenlerinin Görüşleri

Eyüp Bozkurt

ss. 316 - 333   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.17

Özet

Değerler bireyin toplum içerisinde yer edinebilmesi konusunda unsurlardır. Toplum içinde yaşayan bireylerin toplumu ile barışık ve sağlıklı bir ilişki yürütebilmesi için topum tarafından kabul edilmiş olan olan değerlere sahip olmak. Bu değerlerin öğretimi en önemli görevler de aile ve okullara düşüyorler. Bireyin dünyaya gelmesi ile birlikte ailede yaşadığı tarihinde gelir. Okullar yürütmüş olduğu halde eğitim programı ile çocuklara değer kazandırmaya çalışıyorum ve bu değerlerin içselleştirmesini yapıyor.

Bu araştırmalardaki eğitimine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerini almak için. Araştırma tarama modelinde olup betimsel bir nitelik arz etti. Araştırmayı, toplanması hedefini ve anket formunu hazırlandı ve 350 sınıf öğretmeni uygulandı. Araştırmadan elde edilen sonuçlar çözümlemede “aritmetik ortalama”. “Yüzde” ve “frekans” üretimi. Ayrıca öğretmen görüşmeleri, demografik verilere göre değişkenlerin etkilenme derecesi, bağımsız gruplar t testi, anova testleri ile test edildi. Araştırma sonuçları incelendiğinde araştırmamaya odaklı öğretmenler değerinde sorun var, onlar da var, öğretmenlerin odaklı ve eğitim anlayışı yaklaşıyor.

Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Değerler, Değerler ve Öğretmenler

Üniversite Öğrencilerinin Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejileri

Atilla Ergin, Hakan Karatas, Elmas Onbaşı Gül & Reşit Yalın Güçkıran

ss. 334 - 355   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.18

Özet

Öğrenme süreci içerisinde öğrencilerin bireysel farklılıklarının son derece önemli olduğu kabul edilmektedir. Bireysel farklılıkların dışında bireyin öz-düzenleme ve motivasyon becerisi gibi duyuşsal etkenlerin de öğrenme sürecinde önemli etkileri olduğu ileri sürülmektedir. Bireyin öğrenmesini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen bu etkenlerin öğrenmeyi olumlu ya da olumsuz olarak etkileme gücüne sahip olduğu vurgulanmaktadır. Bu çalışmada, bahsedilen etkenler göz önünde bulundurulmuş ve üniversite öğrencilerinin öz-düzenleme stratejileri ve motivasyonel inançları cinsiyet, sınıf, bölüm ve akademik ortalama değişkenleri açısından ele alınmıştır. Çalışmaya 171 kadın (% 54.8), 141 erkek (% 45.2) olmak üzere toplam 312 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak, özdüzenleme stratejileri ve motivasyonel inançları belirlemek üzere 44 maddelik “Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen veriler bağımsız t testi ve tek yönlü ANOVA ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrenmeye ilişkin motivasyonel stratejilerin bütün alt boyutları arasında anlamlı ilişkinin yanısıra stratejilerin akademik başarıya etki ettiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca öğrenmeye ilişkin motivasyonel stratejiler ölçeğinin motivasyonel inançlar boyutunun içsel değer alt boyutunda öğrencilerin öğrenim gördüğü sınıfların ve bölümlerin etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: öz-düzenleme, motivasyonel inançlar, üniversite öğrencileri

Bireysel Farklılıkların Kategorik Değişkenler Olarak Modellenmesinde Örtük Sınıf Analizi Kullanımı için Uygulama Kılavuzu: Psikolojik Dayanıklılık Örneği

Derya Akbaş & Nilüfer Kahraman

ss. 356 - 382   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.19

Özet

Eğitim programlarının hedeflerine ulaşmadaki başarıları, içerdikleri izleme, koruma ve müdahale, plan ve uygulamaların, bu programlardaki öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını karşılamadaki başarıları ile doğru orantılı olacaktır. Öğrencilerin farklı gereksinimlere sahip olmalarından kaynaklanan kategorik farklılıkları yansıtabilecek grup değişkenlerinin tanımlanması ve içerdikleri alt grupların belirlenmesi bu anlamda oldukça önemlidir. Bu çalışmada, öğrenci gruplarında oluşabilecek olan niteliksel farklılıkların kategorik değişkenler olarak tanımlanmasında ve test edilmesinde kullanılabilecek istatistiksel bir yöntem olan örtük sınıf analizine odaklanılmıştır. Öğretmen adaylarının psikolojik dayanıklılık alt gruplarının çalışıldığı bir araştırma üzerinden, öğrenci gruplarında var olduğu düşünülen ancak henüz tanımlanmamış kategorik farklılıkların örtük sınıf analizi modelleri ile nasıl çalışılabileceği uygulamalı olarak örneklendirilmiştir. Örtük sınıf analizinin nasıl yapılabileceği, (1) analiz öncesi, (2) analiz ve (3) analiz sonrası olmak üzere üç parçaya ayrılarak aşamalı olarak anlatılmıştır. Son aşamada, elde edilen bulguların teorik bilgiler ile birlikte yorumlanmasının öneminin altı çizilmiş ve örnek uygulama verileri için bulunan dört alt dayanıklılık grubunun, ilgili literatürde geçen ve bireylerin dayanıklılık türlerini savunmasızlık, yeterlik, dayanıklılık ve uyumsuzluk olarak dört ayrı kategoride ele alan teorik bakış açısı ile beraber tartışılmasının getirdiği yorumsal derinliğe vurgu yapılmıştır. Bulguların geçerlilik argümanlarının desteklemesi açısından ikincil değişkenlerin kullanılmasının getireceği potansiyel katkı, sosyal desteği daha yüksek olan bireylerin psikolojik dayanıklılık bakımından daha güçlü bir profil çizen dayanıklılık ve yeterlik gruplarında yer almalarının daha olası olduğu bulgusu ile örneklendirilmiştir. Bu çalışma, hem örtük sınıf analizinin ölçme ve değerlendirme araştırmalarında daha çok yer alabilmesi için araştırmacılara kısa bir kullanım rehberi sunmakta, hem de elde edilecek bulguların kuramsal bilgilerle sentezlenerek, yapılacak geçerlilik argümanlarını zenginleştirmede nasıl kullanılabileceğini örneklendirmektedir.

Anahtar Kelimeler: örtük sınıf analizi, kategorik bağımlı değişkenler, psikolojik dayanıklılık, öğretmen adayları

Lisansüstü Eğitimin Mesleki Yaşam ile İş ve Yaşam Doyumuna Etkisi

Mustafa Aydın Başar & Seda Şayan Kösem

ss. 383 - 399   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.20

Özet

Bilgi toplumunda, birçok meslekte bilgi temelli becerilerin önemi ve gereği her geçen gün arttırmaktadır. 21. yüzyıl yaşam ve meslek becerileri için lisans eğitimi yetersiz kalmakta, lisansüstü eğitim bir ihtiyaç hatta zorunluluk halini almaktadır. Yeterli olmamakla birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da çeşitli uygulamalar ile lisansüstü eğitimi özendirilen, öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme vb. uygulamalar bulunmaktadır. Lisansüstü eğitimlerde kazanılan yeterliliklerin iş yaşamına aktarılması, somut etkinin gözlenmesi, iş doyumu kadar yaşam doyumunu sağlamada da önemli düzeyde etkileyecektir.

Çalışmanın amacı, lisansüstü eğitimi alan bireylerin aldıkları eğitimle kazandıkları yeterlikleri mesleki çalışmalarına ve uygulamalarına yansıtma düzeyleri ile iş ve yaşam doyumuna etkisini saptamaktır. İlişkisel tarama modelinde ele alınan çalışma, ÇOMÜ Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Denetimi dalında lisansüstü eğitim alan ve öğretmenlik vd. görevlerde bulunan 583 (2010-2017) mezun çalışma evrenini oluşturmuştur. Bunlardan iletişim bilgileri aktif olan 285 mezundan ulaşılabilen 108 lisansüstü eğitim mezunu örneklem grubunu oluşturmuştur.

Lisansüstü eğitim kazanımlarının mesleki uygulamalara yansıtılması; iş doyumu ve yaşam doyumuna etkileri, mezunların yaş, meslekler ve cinsiyetleri açısından anlamlı bir farklılaşma çıkarmamıştır. Kurumların, lisansüstü eğitim alan çalışanlarına yönelik özlük hakları ve yükselme olanaklarına yönelik düzenlemeleri; üniversitelerin, lisansüstü eğitim programlarını bilim dalları olarak yaygınlaştırmaları, nitelik ve nicelik olarak geliştirmeleri önerileri sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Lisansüstü eğitim, iş doyumu, yaşam doyumu, mesleki gelişim

Öğretmen Adaylarının Fen ve Matematiğe Yönelik Algılarının Belirlenmesi: Metafor Çalışması

Ayşegül Evren Yapıcıoğlu & Nebiye Korkmaz

ss. 400 - 420   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.21

Özet

Bir ortam, bir kişi, bir nesne veya meslek grubu olsun, herhangi bir şeye yüklediğimiz anlamlar, ona verdiğimiz değeri, olumlu veya olumsuz duyguyu, tutumu ifade etmenin bir şeklidir. Metaforlar, psikolojiden eğitime kadar birçok alan için önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Metaforlar aracılığıyla bireylerin değerleri, duyguları ve düşünceleri araştırılır. Bu çalışmada, Fen Bilimleri ve Matematik öğretmen adaylarının fene ve matematiğe yönelik algılarının metaforlar aracılığı ile keşfedilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden biri olan fenomolojik (olgubilim) desen türü kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ise Türkiye’nin Ege Bölgesinde ki bir devlet üniversitesinde, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğrenimlerini sürdüren 84 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda fen bilimleri ve matematik öğretmen adaylarının fen kavramına yönelik 69, matematik kavramına yönelik ise 66 farklı metafor kullandıkları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda her iki kavram yönelik ulaşılan temalarda ise benzerlikler bulunmaktadır. Ancak ulaşılan temalarda matematik kavramında, fen kavramının aksine daha fazla olumsuz algı mevcuttur. Araştırma sonucunda ulaşılan bir diğer ilginç sonuç ise öğretmen adaylarının çoğunluğunun fen ve matematiği birbirinden ayrık ve ilişkisiz iki kavram olarak algılamalarıdır. Displinlerarası öğrenme ve öğretim yaklaşımlarının önem kazandığı günümüzde, öğretmen adaylarının bu algısı beklenmedik bir sonuçtur. 

Anahtar Kelimeler: Fen ve Matematik, Fen Bilimleri ve Matematik Öğretmen Adayları, Fenomolojik (Olgubilim) Araştırması ve Metafor.

Psikolojik Danışman Adaylarının Bilinçli Farkındalık Düzeylerinin Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi

Ezgi Acar & Cevat Eker

ss. 421 - 443   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.22

Özet

Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışman adaylarının bilinçli farkındalık düzeylerini çeşitli değişkenlere göre incelenmektir. Araştırma 171 psikolojik danışman adayı üzerinde yürütülmüştür. Adayların 117’sini (%68,4) kız öğrenciler, 54’ünü (31.6) ise erkek öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla amacıyla “Kişisel Bilgiler Formu” ve “Beş Boyutlu Bilinçli Farkındalık Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek, gözlemleme, tanımlama, farkındalıkla davranma, içsel deneyimleri yargılamama ve içsel deneyimlere tepkisizlik alt boyutlarından oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerin bilinçli farkındalık düzeylerinin belirlenmesi için frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama (X) ve standart sapma (SS) kullanılmıştır. Nedensel karşılaştırma deseni için gruplar arası ortalamaların karşılaştırılmasında hangi istatistiklerin kullanacağını belirlemek amacıyla puan dağılımları incelenmiştir. Kolmogrow-Smirnov testi, çarpıklık ve basıklık katsayıları incelendiğinde puan dağılımların normal dağılım sergilediği görülmektedir. Bundan dolayı psikolojik danışman adaylarının bilinçli farkındalık özelliklerinin belirlenen demografik özelliklere (cinsiyet, sınıf, mezun olunan lise türü, tercih sırası, tercih nedeni) göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için iki grup ortalamalarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar için t testi, ikiden fazla grup ortalamaların karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi (One way ANOVA) kullanılmıştır. Anova’da farkın kaynağının belirlenmesi için Tukey testi kullanılmıştır.

Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda psikolojik danışman adaylarının bilinçli farkındalık özelliklerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik danışman adaylarının gözlemleme özelliklerinin, tanımlama özelliklerinin, farkındalıkla davranma özelliklerinin ve tepkisizlik özelliklerinin görece orta düzeyde olduğu, aynı zamanda yargısızlık özelliklerinin ise düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik danışman adaylarının genel olarak bilinçli farkındalık özelliklerinin cinsiyete, sınıf düzeyine, mezun olunan lise türüne, öğrenim gördükleri lisans programını tercih nedenine ve tercih sırasına göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar alan yazın kapsamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Bilinçli farkındalık, psikolojik danışman adayı, rehberlik hizmetleri

Müzik Öğretmeni Adaylarının Eğitim Teknolojisine Yönelik Özyeterlilik ve Tutumları

Oğuzhan Atabek & Sabahat Burak

ss. 444 - 464   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.23

Özet

Bu çalışmanın amacı; müzik öğretmeni adaylarının eğitim teknolojisine yönelik özyeterlilikleri ile tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak ve onların eğitim teknolojisine yönelik özyeterlilik ve tutum düzeylerinin cinsiyet ve sınıflarına göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını Adnan Menderes Üniversitesinin Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümünde okuyan 94 müzik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Kişisel bilgi formu, Eğitim Teknolojisi Standartları Özyeterlilik Ölçeği ve Eğitimde Teknoloji Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği ile toplanan veriler, betimleyici istatistiksel tekniklere ek olarak t-testi, tek yönlü varyans çözümlemesi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon tekniği ile çözümlenmiştir. Çözümlemeler sonucunda müzik öğretmeni adaylarının eğitim teknolojisine yönelik özyeterlilik ve tutum düzeylerinin cinsiyet ya da sınıfa göre anlamlı bir fark göstermediği belirlenmiştir. Ancak, eğitim teknolojisine yönelik özyeterlilik ile eğitimde teknoloji kullanımına yönelik tutum arasında anlamlı düzeyde olumlu ilişkiler bulunmuştur. Özyeterlilik ölçeğinin “mesleki gelişim ve liderlik etkinliklerine katılma” ile “öğrencilerin öğrenmelerini kolaylaştırma ve yaratıcılığı teşvik etme” faktörlerinin, tutum ölçeğinin “eğitimde teknoloji kullanımında kendini geliştirme” faktörünü yordadığı gözlemlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Eğitim teknolojisi, Müzik eğitimi, Teknoloji entegrasyonu, Öğretmen yetiştirme, Müzik eğitiminde teknoloji, Özyeterlilik, Tutum.

Okul Tanıtım Programına Katılan ve Katılmayan Öğrencilerin Okula Bağlanma Düzeylerinin Karşılaştırılması

Nermin Çiftçi Arıdağ & Sedef Ünsal Seydooğulları

ss. 465 - 478   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.24

Özet

Bu araştırmada lise öğrencilerinin okula bağlılığı, "Okul Tanıtım Programı" na katılan ve katılmayan gruplar açısından incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi seçkisiz olmayan atama yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir.  Araştırmaya, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Kağıthane ilçesindeki bir imam hatip lisesinde eğitim görmekte olan 72 dokuzuncu sınıf kız öğrenci katılmıştır. Veriler, Türkçe'ye uyarlamasını Savi’nin (2011) yapmış olduğu “Çocuk ve Ergenlerde Okula Bağlanma Ölçeği” ve araştırmacıların oluşturduğu “Kişisel Bilgi Formu” ile toplanmıştır. Okul numaralarına göre sıralanan öğrenciler tam ortadan ayrılarak ilk 36 öğrenci deney grubunu, ikinci 36 öğrenci kontrol grubunu oluşturmuştur. İçeriği araştırmacılar tarafından hazırlanan, öğrencilerin devam ettikleri okulu tanımalarını sağlamaya yönelik bilgilendirme programı uygulanmadan önce ve uygulandıktan sonra her iki gruba “Çocuk ve Ergenlerde Okula Bağlanma Ölçeği” verilmiştir. Grupların öntest-sontest puan ortalamaları t testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile karşılaştırılmıştır. Kontrol grubu öntest =46.14) ve sontest ( =46.0) puanları anlamlı bir farklılık göstermezken, deney grubunun ön test ( =60.28) ve sontest ( =68.08) puanları arasındaki farkın anlamlı olduğu görülmüştür (t70=9.34, p<.05). Son testler karşılaştırılırken fark analizine başvurulmuştur. Fark analizinden sonra deney ve kontrol grupları öntest ve sontest puanları arasında görülen farkın anlamlılığı için t-testi kullanılmış ve deney grubunun öntest- sontest fark puanları ortalaması ( =7.80) kontrol grubunun öntest-sontest fark puanı ortalamasına ( =-.14) göre anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur. Deney grubunun öntest-sontest puan ortalamasının kontrol grubuna göre anlamlı bir şekilde yükselmesi ve grupların öntest- sontest fark puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık olması okul tanıtım programına katılmanın öğrencilerin okula bağlanma düzeylerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Deneysel araştırma, lise öğrencileri, lise tanıtım programı, okula bağlanma

Erdemli Bir Kişilik Geliştirme Olarak Eğitim Sürecinin Temel Yapıtaşları; Sevgi, Saygı, Güven 

Gürkan Ergen

ss. 479 - 510   |  DOI: 10.29329/mjer.2019.210.25

Özet

Love, respect and trust have vital importance for the development of human personality. They are also prerequisites and ontological keystones for the development of moral and virtuous personality. However, love, respect and trust reach their original meaning and nature as a whole due to their ontological ties. In the event that their integrity is broken, they lose all their meaning. Since education is the name of the process of gaining a virtuous personality, love, respect and trust are naturally the ontological keystones of education and all educational researches, and they have a wealthy importance in these studies. It is a great lack of scientific studies on the role and importance of love, respect and trust in education, although they should form the basis of these researches and guide them. The aim of this literature review is to discuss the pattern between love, respect and trust and a new model that reveals the role and importance of that pattern in the education process as a virtuous personality development. In this study, it is aimed to draw attention to the educational researches needed to include these phenomena and concepts among the basic concepts of education and to inspire new researches in this field which has not been studied at all.

Anahtar Kelimeler: eğitim, değerler eğitimi, kişilik gelişimi, erdem, sevgi, saygı, güven / education, values education, personality development, virtue, love, respect, trust